Bereket, hızlı doyurmak için değil; masada oyalanasınız, bir çay daha isteyesiniz, sabahı uzatasınız diye var. Her şey o sabaha ait.
İşin başında basit bir derdimiz vardı: çocukluğumuzdaki o sabah sofrasını şehre taşımak. Köy peyniri, gerçek tereyağı, mevsiminde kaynatılan reçel ve dakikada gelen demli çay.
Bugün de aynısını yapıyoruz. Peynir her sabah köyden geliyor, reçelleri biz kaynatıyoruz, gözlemeyi siz oturduktan sonra açıyoruz. Hazır bir şey yok.
Mutfakta her gün kendimize hatırlattığımız basit şeyler. Karmaşık değil, ama her şeyi belirliyor.
Peynir köyden, yumurta köy yumurtası, yeşillik mevsiminde. Dolapta bekleyen değil, o sabaha ait olan.
Hızlı servis değil, doğru servis. Gözleme tezgahta açılır, çay yeniden demlenir; siz oturdukça sofra uzar.
Tabağı reçeli annenizin yaptığı gibi, çayı misafir ettiğiniz gibi. Sofrada bereket, masada sohbet.
Vişne mevsiminde vişne, incir mevsiminde incir. Reçellerimizi market rafından almıyoruz; meyvesi geldiğinde, kazanı ateşe koyup biz kaynatıyoruz.
Bal süzme çiçek balı, kaymak gerçek kaymak. Sofradaki her tabağın arkasında bir emek var; biz de bunu gizlemeden, olduğu gibi getiriyoruz.
Menüyü Gör"Sofra ne kadar kalabalıksa, sabah o kadar bereketli."
Bereket Kahvaltı EviBunları okumak güzel ama asıl olan masada. Hafta sonu için yer ayırtın, gözlemeyi açalım, çayı demleyelim; gerisini sofra anlatsın.